Hayvan Deneyleri Yanıltıyor

hayvan deneyleri

Hayvan deneyleri ile ilk karşılaşmam

Tıp fakültesi 1 ya da 2. sınıftaydım; fizyoloji dersleri alıyorduk. Çok sevdiğim bir fizyoloji hocam vardı. Ders aralarında kendisiyle iki yakın arkadaş gibi sohbet ederdik. Bir gün fizyoloji laboratuvarına gideceğimizi söyledi. Orada ne yapacağımızı bilmiyordum tabi. İçeri girmemle birlikte büyük bir şok yaşadım. Kafeslere hapsedilmiş onlarca beyaz sıçan, arka ayakları üzerinde kalkarak kafeslerden çıkmak için çabalıyorlardı. Ellerine giydiği sert eldivenler, yanında sırıtan asistanıyla masanın bir tarafında fizyoloji hocam, diğer tarafında ise şaşkın ve dehşete kapılmış bir şekilde ben duruyordum. Vahşi Batı filmindeki, düello yapan kovboylar gibiydik. Hayvan deneyleri ile ilk yüzleşmem biraz sarsıcı oldu.

Kafesten bir sıçan kaptı ve vücuduna ilaç zerk etti. Ardından da minyatür bir giyotinle kafasını kopardı. Kafası kopan sıçanın bütün kaburgalarını ufak bir makasla keserek karınca büyüklüğündeki sıçan organlarını bizlere gösterdi. Şimdi hepimizden bunu yapmamız bekleniyordu. Dehşete kapılmıştım. O anı hiç unutmuyorum. Hemen sınıftan çıkıp zamanında benimle aynı sıralardan geçmiş olan babamı aradım. “Ben hayvan deneyi yapmak istemiyorum” dedim. Babam da bana “Yapma tabi, bu çağda hala hayvan deneyleri mi kalmış?” demişti.

HAYVAN DENEYLERİ YERİNE BİLGİSAYAR PROGRAMLARI

Bir tıp fakültesi öğrencisi olarak sıçanın vücudundan ne öğrenmem bekleniyordu bilmiyorum. Sıçanı öldürmediğim için ne kaybettim ya da öldürenler ne kazandı onu da bilmiyorum. Ama günümüzde teknoloji bu kadar gelişmişken, 3 boyutlu gerçeklik simülasyonları bile çıkmışken, başka canlıların öldürülerek deneyim kazanılmasının ya da tababet öğretilmesinin vicdansızlık, insan ahlakına hakaret ve çağ dışılık olduğunu biliyorum. Yapılan bir araştırma da bu söylediklerimi destekler nitelikte. Bir grup tıp fakültesi öğrencisine fare diri kesimi yaptırılıyor, diğer grup öğrenciye ise aynı konunun eğitimi bilgisayar üzerinde veriliyor. Bu çalışmanın sonunda iki grup kıyaslandığında bilgisayarla eğitim gören öğrencilerin aynı sorulara hayvan deneyi yapan öğrencilere göre daha iyi cevap verdikleri görülüyor. Demek ki günümüzdeki teknolojik şartlarla çok daha iyi sonuçlar elde edebiliyoruz.

Trolley Paradoksu

Trolley paradoksunu duymuşsunuzdur belki. Raylarda duran 5 işçinin üzerine doğru ilerlemekte olan bir tren var ve bu trenin durma şansı yok. Yön değiştirmeye yarayan makasın orada duruyorsunuz ve kolu çekerek trenin yönünü değiştirirseniz 5 işçiyi kurtaracak ancak treni diğer raylar üzerinde durmakta olan 1 kişinin üzerine yönlendireceksiniz. 5 kişinin ölmesi yerine 1 kişinin ölmesini tercih eder misiniz? İnsanların çoğu kolu çekerek 5 kişinin ölmesi yerine 1 kişinin ölmesini tercih edeceklerini söylüyorlar. Peki, tren yine 5 işçinin üzerinde bulunan raylarda ilerliyor bu sefer siz rayların üzerinde bir üst geçitte duruyorsunuz. Yanınızda biri var. Eğer o kişiyi aşağı atarsanız tren o kişiye çarparak onu öldürecek ancak çarpmanın etkisiyle yavaşlayacağı için diğer 5 kişiyi kurtaracak. Yanınızda duran kişiyi raylara atar mısınız? İnsanların çoğu atmayacaklarını söylüyor.

Filozoflar ve psikologlar her iki durumun da aynı sonuca çıkmasına rağmen seçimlerin farklı olmasının sebebi için “önemli olan sonucun ne olduğu değil, sonuca giden ahlaki yolun nasıl olduğudur” diyorlar. Aynı soruyu çalıştığım hastanedeki insanlara biraz değiştirerek “Raylarda duran bir işçiyi kurtarmak için yanınızda duran köpeği aşağı atar mısınız?” diye sordum. İnsanların çoğu yine yapmayacaklarını söyledi. Konuyu bugün hayvan deneylerine uyarlayacak olursak, her yıl milyonlarca canlıyı üst geçitten trenin önüne atıyoruz. Hatta bunu o 1 kişiyi kurtarmadığını da bilerek yapıyoruz.

DÜNYA GENELİNDE DENEYDE KULLANILAN HAYVANLAR

Sadece ABD ve Avrupa Birliği ülkelerinde yüz milyonlarca hayvan deneylerde kullanılmaktadır. Yalnızca Avrupa’da 2005 yılında 12.117.583 hayvan kullanılmıştır.

hayvan deneyleri

Laboratuvar hayvanlarının biyomedikal araştırmalarda kullanımı tartışmalıdır. Hayvan deneyleri savunucuları hastalıkları tedavide, önlemede ve hafifletmede hayvan deneylerinin hayati rol oynadığını söylüyorlar. Hatta hayvan deneylerinin yasaklanması ya da yavaşlatılmasının katastrofik sonuçlar doğuracağını belirtiyorlar. (Oswald 1992). Buna rağmen bu önermeler bir hayli tartışmalıdır. Filozoflar “insanların hayvanları kullanma hakkı” üzerinde tartışırken bilim insanları “hayvan deneylerinin insanlara ne kadar uyarlanabileceğini” tartışıyorlar.

KLİNİK HAYVAN DENEYLERİ – VAKA ÇALIŞMALARI

Hayvan ve insan fizyolojisi arasında büyük farklılıklar olduğu bilinmektedir. Örnek olarak ilaçların vücuttan atılması için gerekli karaciğer enzimleri hayvanlarda ve insanlarda farklı çalışır. Buna rağmen ilaç geliştirmede ilk aşama testler hayvanlar üzerinde yapılmaktadır. Tabi ki bu fark ciddi sonuçlar doğurmaktadır.

TGN1412 FELAKETİ

Yakın zamanda böyle bir örnek lösemi hastalarında kullanılmak üzere geliştiren TGN1412 molekülü için yaşanmıştır. Hayvan deneylerinde yan etki görülmemesine rağmen (ki bu hayvanlar arasında maymunlar, sıçanlar, fareler de vardı) insanlarda çok ciddi yan etkilere yol açmış, hatta ilacın denendiği bazı insanlarda çoklu organ yetmezliği gelişmiştir. Bu gibi ilaç örneklerinin sayısı çoktur. 2004’te, yapılan hayvan deneylerinden sonra “güvenli ilaç” olarak piyasaya çıkan romatizma ilacı Vioxx, yalnızca ABD’de 140.000 insanda kalp krizine, felce ve doğrudan 60.000 kişinin ölümüne yol açmıştır. (2)

Bir diğer örnek ise 1980 yılında piyasaya sürülen benaxoprofendir. Pazara sunulduktan sonra 3 ay içerisinde binlerce insanda ciddi yan etkilere yol açmış, yüzlerce insanın ölümüne sebep olmuştur. Fenclofenac 10 hayvan türünde yan etkiye yol açmamış ancak insanda karaciğere toksik etki göstermiş ve ilaç piyasadan toplatılmıştır. Zomepirac, bromfenac, phenylbutazon hayvan deneylerinde yan etki saptanmayan, ancak insanlarda ölümcül yan etkiler gösteren ilaçlardan yalnızca birkaçıdır.

HAYVAN DENEYLERİNİN %92’Sİ İŞE YARAMIYOR

Hayvan deneyleri ile test edilen ve bu testleri geçen ilaçların %92’si sonraki aşamalarda insanlar üzerinde yan etkiye neden oldukları için piyasaya sürülemeden kaldırılıyorlar. Piyasaya çıkan ilaçların ise bir kısmı onaylanıp insanlar tarafından kullanılmaya başlanınca büyük yan etkiler gösterdikleri anlaşılabiliyor. Ve hatta bu ilaç yan etkileri ABD’de hastanelerde en sık görülen ölümlerin 4. nedenini oluşturuyor ki bu rakam “aşırı yüksek” olarak kabul ediliyor.

Bunun tam tersi de mevcut. Bazı ilaçlar insanlarda toksik olmamasına rağmen hayvanlarda toksik etki gösterdiği için ilaçların piyasaya sürülmesi gecikebiliyor. Bu ilaçların arasında penisilin, parasetamol ve aspirin bile bulunmaktadır. Muhtemelen daha bir sürü ilaç bu yüzden piyasaya çıkamamıştır.

TIBBIN GELİŞİMİNDE HAYVAN DENEYLERİNİN ROLÜ

Lindl ve arkadaşları (6-7) 1991 ve 1993 yılları arasında 3 Alman üniversitesinde yapılan hayvan deneylerini insan sağlığını geliştirmeye yarayacak sonuçlar sağlamışlar mı diye incelemişler. Biyomedikal dergilerde yayınlanan 17 makale en az 12 yıl taranmış. 1183 kere bu makaleler diğer çalışmalar tarafından kaynak gösterilmiş ancak bu çalışmaların yalnızca %8’i klinik çalışmalarda kaynak gösterilmiş ve yalnızca %0.3 ‘ü direkt olarak insan sağlığı ile ilişkili çalışmalarla korelasyon göstermiş. Ancak bu 4 kaynakta da hayvan deneylerinde pozitif sonuç sağlanan çalışmalar insan deneylerinde bir işe yaramamış. Yani bu hayvan deneyleri ne yeni bir tedavi gelişmesinde ne de klinik anlamda bir gelişmede rol oynamışlar.

ÇOK KEZ KAYNAK GÖSTERİLMİŞ HAYVAN DENEYLERİNİN KLİNİK YARARLARI

Hackam ve Redelmeier (4) 7 ileri gelen (impactfakörlerine göre) bilimsel dergide 500’den fazla kez kaynakça gösterilmiş çalışmaları incelemişler. 76 çalışma saptanmış. Yalnızca 28 tanesi (%36) insan çalışmalarında kullanılmış. %18.4’ünün randomize çalışmalar tarafından aksi ispatlanmış. Sonuç olarak bu çalışmaların yalnızca %10.5’i insanlar üzerinde kullanışlı olabilecek çalışmalarda kaynakça gösterilmiş ancak bu aşamadan sonra oluşan yan etki profili ve yan etkilerin en sık ölüm nedenlerinden biri olması, bu çalışmaların da ne kadar kullanışlı olduğunu sorgulatır niteliktedir.

ŞEMPANZELER ÜZERİNDE YAPILAN HAYVAN DENEYLERİNİN KLİNİK YARARLARI

Şempanzeler insanlara en yakın olan türdür. Bu yüzden şempanzeler üzerinde yapılan hayvan deneylerinin sonuçlarının insanlara adapte edilebileceği düşünülür. Bu sebeple 2005 yılında şempanze deneylerinin insanların klinik yararına etkisi analiz edilmiş. (8)

1995 yılından 2004 yılına kadar hapis tutulan şempanzelerin üzerinde ya da dokularında yapılan 749 araştırma yayınlanmış. Araştırmaların çoğunluğu ABD’de gerçekleşmiş. Çalışmaların içinden rastgele seçilen 95 çalışmanın %49.5’i başka çalışmalarda kaynak gösterilmemiş ki şempanze deneylerinin biyomedikal gelişime bir katkısı olduğu bu durumda dahi tartışmalı oluyor. Çalışmaların 34’ü (%35.8) başka çalışmalar tarafından kaynak gösterilmiş, ancak bunlarda da hastalıklarla mücadele için bir yarar gösterilememiş. Yalnızca (%14.7) 27’si hastalıklarla mücadele ile ilgili makalelerde kaynak gösterilmiş ancak onlar da bu buluşları epidemiyolojik çalışmalarla, moleküler deney ve metotlarla ve genetik çalışmalarla oluşturmuşlar.

Sonuç olarak yapılan bu çalışmada şempanzeler üzerinde yapılan deneylerin tıbbın gelişimine katkısı olmadığı ya da çok az olduğu gösterilmiş. Şempanzelerin insanlara genetik olarak en yakın tür olduğu doğru. Onlar üzerinde yapılan hayvan deneyleri bile bu kadar az katkı sağlarken, fareler ve diğer hayvanlar üzerinde yapılan deneylerden tıbbın gelişimi açısından bir beklentiye sahip olmak gerçekçi değildir.

İNME VE BEYİN TRAVMALARI HAYVAN MODELLERİNİN KLİNİK YARARLARI

Literatürdeki 700’den fazla ilacın hayvan deneylerinde yararı gösterilmişken (yapay olarak hayvanların beyinlerindeki damarlar tıkanıyor) yalnızca rekombinant doku plasminogen aktivatörü (rt-PA) ve aspirinin akut iskemik atakta (damar tıkanıklığına bağlı beynin beslenememesi) kullanımı mevcuttur. Bu yüzden Macleod ve arkadaşları “nöroprotektif ilaçlardaki bu başarısızlığın hayvan deneylerinin insanlar üzerinde ne kadar önemli olduğunu göstermede yanıldığını ispatlıyor” demişlerdir. En az 10 sistemik derleme hayvan deneylerinde inme ve kafa travmaları modellerinin insanlar üzerinde neredeyse hiç işe yaramadığını göstermiştir. (9)

O’collins ve arkadaşları 1.026 deneysel inme ilacının 114’ünün hayvanlar üzerinde efektif olduğunu bulmuşlardır. Ancak hayvanlar üzerinde işe yarayan bu 114 ilacın, insanlar üzerinde geriye kalan 912 ilaç gibi hiçbir işe yaramadığını göstermişlerdir. Bu yüzden bir ilacın hayvanlar üzerinde işe yaramasının, insanlar üzerinde işe yarayacağı anlamına gelmeyeceği sonucuna varmışlardır.

DİĞER HAYVAN DENEYLERİ VE KLİNİK ÇIKARIMLAR

Robert ve arkadaşları, Mapstone ve arkadaşları 44 randomize kontrollü kanamalı hayvanda sıvı replasmanı çalışmasını incelemişler. Sonuç olarak kanamalı hayvanlarda sıvı replasmanı yapmanın işe yaramadığını hatta durumu daha da kötüleştirdiğini bulmuşlar (10) (Ki bu insanlarda tartışmasız ilk yapılması gerekenlerden biridir). Lee ve arkadaşları kalp krizinde endothelin reseptör blokerlerinin hayvanlar üzerindeki rolünü incelemişler ve kalp krizi geçiren hayvanlarda bu ilaçları vermenin işe yaramadığı gibi erken verildiği zaman ölüm oranlarının artırdığını da göstermişlerdir.

HAYVAN DENEYLERİNİN TOKSİKOLOJİDEKİ YARARLARI: KARSİNOJENEZ (KANSER OLUŞUMU)

İnsan maruziyetine bağlı veriler kısıtlı olduğu için, bugün bildiğimiz çoğu maddeye hayvanlar üzerinde karsinojen etki gösterdikleri için toksik denmiştir. Ancak çalışmalar gösteriyor ki kanserojenite ve teratojenite alanlarında hayvan deneyleri yetersiz kalıyor ve yanlış pozitif sonuçların çıkmasına neden oluyorlar.

HAYVAN DENEYLERİ – TERATOJENİTE (GEBELİK SIRASINDA BEBEKTE ANOMALİ OLUŞTURMA DURUMU)

Hayvanlar üzerinde teratojen olan 40 maddeden yalnızca 1 tanesi insanlar üzerinde teratojendir. Bunu ön görebilmek için hayvanlar gebe bırakıldıktan sonra toksik maddeler üzerilerinde denenir ve doğan çocuklarında anomalite varlığı araştırılır. Kendi ellerimizle hayvanlara işkence etmemiz yetmezmiş gibi bir de hamile hayvanları zehirleyip doğan çocuklarını inceliyoruz. Hayvan deneylerinde çıkan sonuçların da insanlara uygulanabilirliği zaten koca bir soru işareti.

SONUÇLAR:

Hayvan deneyleri sonuçlarının insan sağlığına yararlı olacağı uzun yıllardır yanlış bilinen bir düşüncedir. Bu yanlış düşüncede ısrar edilmesinin sebebi kanıta dayalı tıbba sadık kalmak değil; geçmişten beridir gelen kültürel, tarihsel inançlar ve bir takım kişilerin bilimsel gerçekleri göz ardı ederek “akademik başarı” adı altında yayın yapma arzusudur. Birçok bilimsel derleme bize gösteriyor ki hayvan deneylerinin sonuçları insan sağlığını geliştirme konusunda ya da ilaçların toksik olabileceğinin öngörülmesi konusunda yetersiz kalmakta. İncelenen 20 derlemenin yalnızca 2 tanesinde hayvan deneylerinin insan sağlığına olumlu katkısı olduğu gösterilmiş, bu iki deneyden birinin sonucu ise tartışmalı bulunmuş. Ek olarak bakılan 7 derlemenin de sonuçları hayvan deneylerinin insan toksikolojisini ön görme ile ilişkisiz olduğunu göstermiştir. Görünen o ki esasen hayvan verileri bu amaçlarla insanlar üzerinde işe yaramamaktadır.

Kaynakça

1- Andrew Knight “systemicreviews of animalexperimentsdemonstratepoorhumanutility”

2- J biddle “lessonsfromthevioxxdebacle: whattheprivatization of science can teach us aboutsocialepistemology” SocialEpistemology 21 (1), 21-39, 2007

3- David J Graham “Risk of acutemyocardialinfarctionandsuddencardiacdeath in patientstreatedwithcyclo-oxygenase 2 selectiveandnon-selectivenonsteroidal anti-inflammatorydrugs: nestedcase-controlstudy”

4- Hackam DG, Redelmeier DA. “translation of researchevidincefromanimalstohumans. JAMA 2006; 296(14): 1731-2.

5- Knight A. Thepoorcontribution of chimpanzeeexperimentstobiomedicalprogress. J Appl Anim WelfSci 2007; 10(4): 281-308

6- Lindl T, Völkel M, Kolar R. Animalexperiments in biomedicalresearch. An evaluation of theclinicalrelevance of approvedanimalexperimentalprojects

7- Lindl T, Völkel M, Kolar R. Animalexperiments in biomedicalresearch. An evaluation of theclinicalrelevance of approvedanimalexperimentalprojects: No evidentimplementation in humanmedicincewithinmorethan 10 years.

8- Knight A. Thepoorcontribution of chimpanzeeexperimentstobiomedicalprogress. J Appl Anim WelfSci 2007; 10(4): 281-308

9- Aronowski J, Strong R, Grotta JC. Treatment of experimentalfocalischemia in ratswithlubeluzole. Neuropharmacology 1996; 35: 689-93.

10- Roberts I, Evans A, Bunn F, Kwan I, Crowhurst E. Normalisingthebloodpressure in bleedingtraumapatientsmay be harmful. Lancet 2001; 357: 385- 7.

Oğuzcan Kınıkoğlu 

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*