Hayvan Deneylerine Alternatif Metotlar

hayvan deneylerine alternatif
Papatya

Hayvan Deneylerine Alternatif Metotlar

Vegan olduktan sonra fark ettiğim ilk şey hayvan sömürüsünün her yerde olduğuydu. Gerçekten de bugün elinizi nereye atsanız altından hayvan sömürüsü çıkıyor. Kullandığımız telefonlardan, kumandaların bataryalarına kadar her yerde bu sömürünün izlerini görebilirsiniz. Bir hekim olarak hastalarıma yazdığım ilaçların dahi hepsi önce hayvanlar üzerinde deneniyor. Her ne kadar hayvanlar üzerinde test edilen ilaçların insanlara uygulanabilirliği tartışmalı olsa da günümüzde halen milyonlarca hayvan deneylerde kullanılıyor. Bu sayının yaklaşık 115 milyon kadar olduğu söyleniyor. Son zamanlarda özellikle sosyal medyada yaptığım deney karşıtı paylaşımların oldukça dikkat çektiğini fark ettim. İnsanlar çoğunlukla hayvan deneyleri yapılmadığında insanlığın zarara uğrayacağı yanılgısına sahipler. Oysa gerçek böyle değil. Deney karşıtı hareketin artmasıyla insanların hayvanların deneylerde kullanılması konusundaki duyarlılığı bilimsel alternatif metotların gelişimini hızlandırıyor. Bilim insanları da hem hayvan deneylerinin yanıltıcı olması hem de işin ahlaki boyutu nedeniyle bilimsel hayvan deneylerine alternatif metotlara yöneliyorlar. Bu yazıda hayvan deneyleri yerine kullanılabilecek alternatif metotlardan bahsedeceğim.

Hayvan deneyleri neden çoğunlukla işe yaramazdır?

Hayvan deneylerinin işe yaramazlığı konusunda anlatacak ve yazacak çok şey var. Bugüne kadar işin ahlaki boyutundan, bilimsel boyutuna kadar herhalde yüzlerce kitap ve makale yayınlanmıştır. Dikkatinizi çok dağıtmadan yalnızca kafanızda konuya dair soru işaretleri yaratmak adına genel anlamda hayvan deneylerinin işe yaramazlığından bahsetmek istiyorum. Yakın tarihte, dernekleşmek üzere olan Deneye Hayır platformundan Yağmur Özgür Güven’le birlikte yazdığımız kitap yayınlandığında, hayvan deneyleri hakkında daha ayrıntılı bilgiye oradan ulaşılabilir.

Hayvan deneylerinin sonuçları insanlar için birer ön kabul olarak görülse de insan sağlığı için bir ilacın ya da bir kimyasalın güvenilirliğinin hayvanlar üzerinde test edilmesi tartışmalıdır.

Hayvan deneylerinin insanlara uyarlanmaya çalışılması iki farklı yanlış doğurabilir. (Yanlış burada insanlar üzerinde doğru yanıt vermeyen demek olarak kullanılıyor) Bu iki önemli unsur yanlış negatiflik ve yanlış pozitifliktir.

Yanlış negatiflik

Yanlış negatifler ileride insanlar için tehlike arz etmez ancak bir tedavi fırsatının kaçırılmasına neden olabilir. Mesela penisilin grubu antibiyotiklerden ampisilin, insanlarda güvenli iken kobaylarda çok ciddi yan etkilere yol açmış ve ampisilinin insanlar üzerinde kullanımı gecikmiştir. Aynı şekilde farelerde mesane kanserine yol açan sakkarinler tatlandırıcı olarak kullanılır ancak insanlarda mesane kanserine yol açtığı gösterilememiştir. Bu şekilde hayvanlar üzerinde yan etki gösterdiği için insanlara yararlı olabilecek yüzlerce ilacın insanların kullanımına sunulmadığı tahmin edilmektedir.

Yanlış pozitiflik

Yanlış pozitif sonuçlar ise, bir ilacın hayvanlar üzerinde etkili olması ancak insanlarda işe yaramamasıdır. Bu can sıkıcı şekilde çok sık karşılaşılan bir durumdur. Muazzam miktarlarda para, zaman ve emek kaybına neden olmaktadır. İlaç güvenilirliği için yapılan hayvan deneylerindeki “olumlu” ancak yanlış bulgular belki de insan sağlığı için en tehlikeli varsayımlardır. Olumlu sonuçlar veren hayvan deneylerinin %96’sının insan çalışmalarında işe yaramadığı düşünülürse bu ciddi miktarlarda zaman ve para kaybı olduğu anlamına gelir.

Bilim insanlarından Fletcher, yaptığı bir çalışma neticesinde “Hayvanlar üzerinde toksik etki gösteren ilaçların yalnızca %25’inin insanlar üzerinde toksik etki göstermesi beklenir.” demiştir. Başka bir çalışmada ise insanlar üzerinde kanserojen olmayan 20 maddeden 19’u hayvanlar üzerinde kanserojen bulunmuştur. Bilimsel çalışmaların da gösterdiği gibi maddelerin hayvanlar üzerinde yan etki göstermemesi insanlar üzerinde güvenilir olduğu anlamına gelmiyor. (thalidomide, rofecoxib, TGN1412 vb.) Aynı şekilde, yan etki göstermesi de insanlar üzerinde kullanılamayacağı anlamına gelmiyor. Zaten bugün teratojen (gebeyken kullanıldığı taktirde bebeğe zararlı) olarak bilinen ilaçların verilerinin neredeyse hepsi hayvan deneylerinden değil, ilaç piyasaya çıktıktan sonra yayınlanan insan kullanım raporlarına dayanmaktadır.

hayvan deneylerine alternatif

Hayvan Deneylerine Alternatif Metotlar nelerdir?

In vitro testler (Hücre kültürleri) 

In vitro testler, ilaçların ve kimyasalların hayvanlar üzerinde denenmesi yerine laboratuvar ortamında üretilmiş hücre ve doku kültürleri üzerinde denenmelerini kapsar. Bu hücre veya doku kültürleri hayvanlardan alınan hücrelerin uygun laboratuvar koşullarında çoğaltılmasıyla elde edilir. Bu yöntem AB’nin, ülkemizin ve birçok ülkenin kozmetik ürünlerinin hayvanlar üzerinde test edilmesini yasaklamasına önayak olan temel yöntemlerdendir. Bireysel sapmalara yer olmadığı için yasal metinlerde de güvenilir olarak geçmektedir.

Kök hücre ile üretilmiş dokular üzerinde toksikoloji deneyleri 

Beste Kınıkoğlu’nun 2017’de yayınlanan çalışmasında, insan deri kök hücresinden üretilen doku örneklerinin patoloji, biyoloji, toksikoloji ve kozmetik alanlarında hayvan deneylerine alternatif olarak kullanılabileceği belirtilmiştir.

Mikroakışkan çip testleri 

Bu yöntem in vitro testlere göre daha kompleks ve gelişmiş bir metottur. Biyolojik hastalıkların süreçlerinde, ilaç etki ve yan etki mekanizmalarının çalışılmasında kullanılır. Bu çipler çok küçüktür ve içlerindeki odacıklarda vücudun çeşitli yerlerinden dokular barındırır.

Doku organ banyoları 

İlaç emilimleri, doku-organ banyolarında gözlemlenebilir. Son zamanlarda ilaç etki ve yan etki çalışmaları daha kesin sonuçlar verdiği için hayvan deneyleri yerini insan doku örnekleri üzerinde yapılan testlere bırakmıştır. İnsan doku örnekleri ameliyat sonrası insanlardan çıkarılan doku parçalarından elde edilir. Hayvan deneylerinden daha üstün bir yöntemdir.

Mikrodoz uygulaması 

İlaçların erken evrede etki ve yan etkilerini gözlemek için ekonomik bir yol olarak mikrodoz uygulaması geliştirilmiştir. Gönüllü insanlar üzerinde denenir.

Görüntüleme yöntemleri 

Radyolojik cihazlardaki gelişmeler hastalıkların vücut içerisindeki süreçlerini, yapılarını gözlemlememize yardımcı olur.

In siliko teknikler (Bilgisayar modelleri ve simülasyonları) 

Bu tip testler bilgisayar programlarını ve bazen matematiksel denklemleri kullanarak oluşturulan vücut, organ gerçeklik simülasyonlarına dayanır. Bilgisayar programları ve matematiksel denklemler biyolojinin temel prensiplerini anlamakta yardımcıdır.

Hayvan deneylerine alternatif kullanımda olan metotlar

Göz iritasyonu

1944 yılında John F. Draize adlı bilim insanı, kimyasalların göz iritasyonunu değerlendirmek için Draize testini geliştirmiştir. Bu yönteme göre tavşanların iki gözünden birisi kimyasala maruz bırakılır. Diğer göz kontrol olarak kullanılır ve tavşan 14 güne kadar gözlemlenir.

Alternatif mukoz membran (göz) iritasyon/korozyon testleri: Yeniden Yapılandırılmış İnsan Kornea Benzeri Epiteli, test edilen kimyasalın sitotoksisite oluşturma kabiliyetinin değerlendirildiği bir yöntemdir

Akut Toksisite: 

Akut toksisite testlerinde, hayvanlar kimyasal maddelere ağız, cilt ve solunum yolu ile maruz bırakılırlar. Bu testlerde genellikle LD50 (hayvanların yarısını öldürmeye yetecek doz) miktarı belirlenir. Bu LD50 dozu bulmak artık çok sık kullanılmamakla birlikte hala hayvanların ölümüne yol açan metotlar kullanılmaya devam edilmektedir

A- NHK (normal human keratinocyte) bazal sitotoksisite yöntemi, in vivo akut oral toksisite testleri için başlangıç ​​dozlarını tahmin etmek için insan hücrelerini kullanır ve her test için kullanılan hayvan sayısını azaltır. 

 B- 3T3 (hücre hatları) bazal sitotoksisite testi: her prosedürde kullanılan hayvan sayısını en aza indiren bir azaltma yöntemidir. 

Cilt Tahribatı ve İritasyonu 

Cilt tahribat testleri bir bileşenin cilt üzerinde yaptığı geri dönüşümsüz tahribatı saptamak için kullanılır. Cilt tahribat testleri, bileşenin cilt üzerinde neden nolduğu kaşınma, şişme ve enflamasyonu belirlemek için kullanılır. Her iki test de tipik olarak tavşanlar üzerinde uygulanır.

Cilt tahribat ve iritasyon testleri için onaylanmış aşağıdaki metotlar kullanılabilmektedir:  

A- EpiSkin TM 

B- Değiştirilmiş Epiderm TM Deri İritasyon Testi (SIT) 

C- SkinEthicTM Yeniden Yapılandırılmış İnsan Epidermisi 

D- EST-1000 

E- EpiDermTM 

Cilt Duyarlılığı 

Cilt duyarlılığı testleri, bir kimyasalın alerjik reaksiyona yol açıp açmayacağının belirlenmesi için kullanılır. Genellikle guinea pig’lerin traşlanmış ciltleri üzerinde uygulanırlar.

Doğrudan Peptid Reaktivite Ölçümü: Bu yöntemle, cilt duyarlılığının tetiklenmesinde belirleyici bir basamak olan kimyasalların proteinlerle tepkime verme kabiliyeti ölçülür. 

Keratinositlerin aktivasyonu ölçülerek bir Nrf2 regülatörü olan Keap1’e ait sistein kalıntılarıyla duyarlılaştırıcı maddenin direkt reaktivitesi belirlenir. 

İnsan Hücre Dizisi Aktivasyon Testi: THP-1 hücrelerinde CD86 ve/veya CD54 ekspresyonunun artırılmasına dayalı bir yöntemdir. 

Farmakokinetik/Toksokinetik ve Metabolizma 

Farmakokinetik/toksokinetik testler, bileşenlerin emilim, dağılım, metabolizma ve uzaklaştırılma hızlarını/oranlarını ölçer. Bazı kimyasallar metabolizma tarafından inaktive edilirken bazıları metabolize olduktan sonra toksik hale gelir. Hayvanlar, genellikle fareler ve sıçanlar, tekli veya çoklu dozlarda test bileşenini yemeye, inhale etmeye zorlanarak veya damardan ya da ciltten bileşene maruz bırakılır.

Fototoksisite (fotoiritasyon) ve fotoduyarlılık: 3T3 nötral kırmızı alım fototoksisite testi, test edilen bir kimyasalın UV/görülebilir ışığın sitotoksik olmayan dozuna maruziyet söz konusuyken veya değilken sitotoksisitesinin karşılaştırmasına dayalı valide edilmiş bir in vitro test metodudur 

Dermal Penetrasyon (nüfuz etme) 

Cilt penetrasyonu ya da deri emilim testleri, bir kimyasalın ciltten içeri girişi ve kan dolaşımına katılmasını analiz eder. Test edilen kimyasal verildikten sonra sıçanlar öldürülür ve emilen kimyasalın miktarı belirlenir. Insanlar ve sıçanların farklı cilt yapıları vardır ve bu farklılıklar emilimlerin de farklı olmasına yol açar. Dolayısıyla hayvanlar üzerinde yapılan dermal penetrasyon testleri insanlarda güvenilir değildir. Alternatif mevcuttur

Mutajenisite 

Bir mutajen, bir organizmanın genetik bilgisini değiştiren ve böylece mutasyonların sıklığını artıran fiziksel veya kimyasal bir ajandır. Birçok mutasyon kansere neden olduğundan, mutajenler tipik olarak aynı zamanda kanserojendir.

A- Bakteriyel ters mutasyon testi (Ames testi)

B- İnvitro memeli hücresi gen mutasyon testi

Kanserojenlik 

Kanserojenler, kansere neden olan veya kanser vakalarını artıran bir madde veya maddeler karışımıdır. Sıçanlar ve fareler tipik olarak karsinojenliği test etmek için kullanılır. Test kimyasalları oral yolla verilir, cilt üzerine yerleştirilir veya iki yıllık bir süre içinde solutulunur. Çalışma boyunca hayvan sağlığı izlenir ancak çoğu bilgiler hayvanlar öldürüldükten sonra elde edilir.

Bileşik kronik toksisite/karsinojenite testi: Genotoksik olan ve olmayan karsinojenler tespit edilir.  

Hücre Transformasyon Testi (CTA: Cell Transformation Assay): Çok aşamalı kanser sürecinde bir aşama olan hücre morfolojisindeki değişiklik ölçülür

Üreme ve Gelişme Toksisitesi 

Üreme toksisitesi, bir maddenin bir organizmanın üreme kabiliyeti ve yavruların gelişimi üzerine olan toksik etkileri içerir. Gelişimsel toksisite testi, hamile hayvanlara, genellikle fareler ve tavşanlara, oral yoldan verilen kimyasalları vermeyi içerir.

Tam embriyo kültürü (WEC) testi

MicroMass (MM) testi,  

Embriyotoksik kök hücre testi (EST).  

MicroMass ve Embriyonik kök hücre testi, ESAC (european scientific advisory comitee- Avrupa bilimsel öneri komitesi) tarafından bilimsel olarak geçerli kabul edilmiştir.

Endokrin bozucu aktivite

Endokrin bozucusu, endokrin sistemin fonksiyonlarını değiştirerek sağlıklı organizmada ya da onun neslinde veya (alt) populasyonlarında istenmeyen sağlık etkilerine sebep olan harici bir madde ya da karışımdır. OECD tarafından hazırlanan ilgili kılavuzda iki adet yöntem bulunmaktadır. Bunlar: 

A- ÖstrojenikAgonist (ve Antagonist) Aktivite 

B- LUMI-CELL östrojen reseptör transkripsiyonel aktivite çalışması 

Hayvan deneylerine alternatif metotlar ile ilgili yazı elbette arttırılabilir ancak hayli teknik bilgilerle kafa karıştırmak istemem. Yalnızca hayvan deneylerine alternatif bilimsel metotların dünyada kullanımlarının giderek arttığını, hayvan deneylerinin güvenilir olmadığını örneklerle belirtmek istedim.

Tıbbın bugünlere gelmesinde hayvan deneylerinin rolü yadsınamaz. Ancak bugün hayvanların sömürülmesinin ahlaki olmaması ve hayvan deneylerinin kesin sonuçlar vermemesi yeni bilimsel metotların geliştirilmesini zorunlu kılmıştır. Bunu ancak hayvan deneylerine yaklaşımımızı değiştirerek sağlayabiliriz.

Veganlığın da artmasıyla birlikte hayvanların sömürüsü de azalacak nihayetinde sona erecektir. Melike’nin İnsan neden vegan olur? yazısı vegan olmayanlar ya da olmayı düşününler için aydınlatıcıdır, okumanızı tavsiye ederim.

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*