Süt sağlığa zararlı mıdır?

süt sağlığa zararlı mıdır

Geçen gün gazeteye bakarken yine ilkokullarda süt verilmeye başlanacağının haberini okudum. Artık okullar açıldıktan sonra da karın ağrısı, mide bulantısı ile çocukların hastaneye götürüldüklerinin haberlerini okuruz. Evrimsel gelişimimiz, süt içmememiz gerektiğini göstermişken ve ahlaki olarak hayvan sömürüsünün yanlışlığı gözler önündeyken çocuklara süt içirmek konusundaki ısrarımız gerçekten çok gülünç. Bunun arkasında çocukların gelişiminden ziyade süt satma endişesinin olduğuna dikkat çekmek isterim; ne de olsa süt endüstrisi gıda sektöründe dünya lideri. Amerika Süt Üreticileri Birliği’nin, gelirlerin %25’inin reklama ayrılmasını zorunlu kıldığı bir endüstridir süt endüstrisi. Süt içemeyen insanları bile sütün içerisinden laktozu ayırarak bağımlı yapmaya çalışan bir sektörden bahsediyoruz yani. Bu yüzden süt sağlığa zararlı mıdır? sorusunun cevabını bilimsel yollardan açıklamaya çalışacağım ki bu sektörün oyuncağı olmayalım.

Süt kemik kırıklarını artırır

Veganların sık karşılaştığı bir sorudur “Süt içmiyorsan kemik sağlığın için kalsiyumunu nereden alıyorsun?” sorusu. Ancak bu soruyu soranların kaçırdıkları bir gerçek var: Süt kemik kırıklarını artırır! Duymaya aşina olmadığınız bir bilgi değil mi? Küçüklüğümüzden beri sütün kemikleri güçlendirdiği aldatmacasıyla büyütüldük. Süt beyaz, kalsiyum beyaz, kemik beyaz eşleştirilmesi yapılarak kandırıldık. Basketbolcuların uzun boylarını (beyaz süt bıyıklarıyla reklamlarda boy göstermeleriyle) süte borçlu olduklarına inandırıldık.

Ancak işin gerçeği maalesef böyle değil. Sütte yüksek kalsiyum olduğu doğrudur. Ancak süt içtiğinizde aldığınız kalsiyum fazlasıyla idrarla atılır. Hayvansal ürünler kan pH’ını düşürür, kanı asitleştirir. Vücut bu durumu dengelemek için idrarla kalsiyum atılımını artırır. Yapılan araştırmalar da sütün kemik kırıklarını artırdığını ispatlıyor. Yaklaşık 30 yıl boyunca 30.000 kadının takip edildiği, İsveç’te yapılan bir araştırmada süt tüketimi ve kemik kırıkları arasında doğrudan bir ilişki saptanmıştır. Günde 1 bardaktan az süt içenlerle 3 bardak içenler kıyaslandığında fazla süt içen grupta kalça kırığı riski %60 artmıştır. Süt içen kadınlarda meme kanseri riski ve tüm nedenlerden ölüm oranı da artmıştır. Düşünsenize İçerisinde büyüme hormonları ve insan anne sütünden misliyle daha fazla protein ve hormon barındıran, küçücük bir buzağıyı 700 kilo hale getirebilen bir hormon yükü olan sıvıdan bahsediyoruz.

Süt kanser yapar

Sütün içerisinde bulunan fazla miktarlarda büyüme hormonu IGF-1 (insülin like growth factor) kanser gelişiminden sorumlu tutulmaktadır. Öyle ki Dr. Colin Campell, yumurtalık ve meme kanserine yakalanan kadınların IGF-1 düzeylerinin daha yüksek olduğunu göstermiştir.

Başka bir çalışmada ise meme kanserine yakalanan kadınların, günde 1 porsiyon süt ve süt ürünü tüketenlerinin ölüm oranı %64 oranında artmıştır.

Süt bağımlılık yapar

Peki neden sütten ve peynirden vazgeçemiyoruz? Sütün içerisinde ineğin yavrusunun devamlı annesini emmesini sağlayacak, bağımlılık yapıcı bir madde bulunur: Kazomorfin. Bu aynı buzağılarda olduğu gibi insanlarda da bağımlılık yapar. Bu yüzden birçok kişi veganlık tartışılırken “Eti bırakırım ama sütten, peynirden asla vazgeçemem” der.

Peki Kalsiyumu nereden alacağız?

2007’de yapılan bir araştırma, gerçekte günlük kalsiyum ihtiyacımızın bize öğretilen rakamın yarısı kadar olduğunu (500mg/gün) gösterdi. Hayvansal ürün tüketenlerde idrarla atılan kalsiyum miktarı da fazla olacağı için, kalsiyum ihtiyacı vegan olmayanlarda artabilir. Buna karşılık vegan beslenenlerde günde 1000mg’ı aşmak için çaba göstermeye gerek yoktur. Yenilen yeşilliklerdeki kalsiyum günlük ihtiyacı fazlasıyla karşılar. Ben şahsen ne kadar kalsiyum aldığımı hesaplamıyorum. Neyden ne kadar kalsiyum alacağımı da dert etmiyorum. Yalnızca yeşillik yemeye dikkat ediyorum. Ama ille de hangi bitkilerde kalsiyum fazla miktarda bulunur diye soracak olursanız, karalahana, şalgam yaprakları, marul, ıspanak gibi bitkileri en başta sayabiliriz.

Sağlıklı kemikler için hayvanlardan elde edilen ürünlere ihtiyacınız yok. Biraz güneş, spor ve vegan beslenmek yeterlidir. Peki artık sizce de süt sağlığa zararlı mıdır?

5 yorum

  1. Insanoglu olarak neyin faydali neyin zararli oldugunu bilmiyerek kulaktan duyma eski insanlarin her seyi dogru bildigini zannederek onlarin hala yolunda gittikler hic arastirmavgeregi duymadan cahilce hala bazi seyleri bilmeden faydali olduguna kulaktan dolma inandigi icin boyle ortamlarla karsi kardiyayiz maalesef arastirici degiliz verdiginiz bilgiler icin bizleri aydinlattiginizdan dolayi tesekkur ederim sevgilerimle.

  2. İşi biraz daha abartip bütün hastalıkların nedeni süttür demeye getirmissiniz.
    Vegan bakış açınız objektif bakış açınızın önüne geçmiş.

    Eger sütun yararlarının yanında zararları da olabilir deseniz veya bu araştırmalar da daha detaylı bilgi paylassaniz bunların bir manası olabilirdi. Çünkü buradaki araştırmadaki deneklerin yaş aralığı ile ilgili bilgiyi paylaşmayı her nedense unutmussunuz yazınızda.

    Soru veganlik insanın doğasının bir parçası mı ?
    Vegan olmamak insanin doğasına aykırı davranması mıdır ?
    Veganligin başka bir cana kiyilmasinin engellenmesi olduğunu söylüyorsunuz peki bitkilerin canı yok mudur ?
    Hayvanlara tanıdığınız bu hakkı bitkilere neden tanımama tavrindasiniz
    Bir hayvanın canı değerli iken neden bir bitkinin canı sizin için değersiz muamele görüyor ?

    • Bitkilerin canlı olması ve acı çekmeleri hakkında yazdığım yazıyı https://www.oguzcankinikoglu.com/bitkiler-aciyi-hisseder-mi/ okuyabilirsiniz. Zehirli mantarın zararları hakkında konuşurken, içerisindeki yararlı onlarca şeyden bahsedilmez. Ama kimse çıkıp da “zehirli mantardan bahsederken yararlarından da bahset” gibi bir derde düşmez. Süt için de aynısını söyleyebiliriz. İçerisinde barındırdığı yararlı şeyleri, sağlığımıza zarar vermeyecek/daha az zarar verecek bitkilerden/ baklagillerden alabiliriz. Nitekim çok süt tüketen insanların daha az kansere yakalandığı, daha az kalp krizi geçirdiği ya da daha uzun yaşadığının ispatlandığı hiçbir bilimsel veri yok. Ancak tam tersi çalışmalar mevcut. Çalışmaya değinecek olursak ise; bugün 20-30 yaş arası sigara içen ve içmeyen kadınlar takibe alınırsa akciğer kanseri gelişme riskinin her iki grupta aynı olduğu görülebilir. Çünkü kanserin sıklığı yaşla artar. kanserin sıklığının artmış bulunduğu bir çalışmada “ama 20 yaşındaki kadınlar çalışmaya alınmamış” demek doğru olmaz. çalışma kalitesinde önemli olan grubun homojenize edilmesidir, yani süt içenler de içmeyenler de “50 yaşından büyük kadınlar” gibi. Kemik kırıkları da yaşla artan bir durumdur. Burada, hem kümülatif etkiler hem de yaşa bağlı fizyolojik etkenlerin değişmesi önem arz eder. Hal böyleyken sütün içerisindeki “yararlı” şeylerin terazinin hafif kısmında kaldığını kolaylıkla söyleyebiliriz. Sevgiyle.

  3. Bir şeyin insanın doğasında olması o şeyin doğru olmasını gerektirmez. Bu doğallık safsatası olur(eğer zaten doğal değil diyorsan süt içmenin neresi doğal? Kedi sütü de için sonuçta başka annenin başka sütü). Vegan olmamak insan doğasına aykırı değildir ama insanlar ahlak sistemi geliştirmiştir. Nasıl ki bir gün kölelik doğal karşılanırken şimdi çoğu insan tarafından barbarlık olarak karşılanmaktadır ve biz o dönemde yaşasaydık bize de normal gelecekti -tıpkı sömürülen hayvanlara birçoğumuzun sessiz kalması gibi. Geldik en ilginç soru olan bitkilere bunu birkaç yolla açıklamaya çalışacağım: 1. Veganizm hayvan haklarıdır.
    2.diyelim bitkiler acı çekiyor.
    3.bitkiler acı çekmiyor.
    1) Açıkça görüldüğü üzere veganizmin temeli hayvanları korumaktır. Veganizm bitkileri korumaz. Tabi vegan olan insanlar doğaya karşı duyarlı olabilir çünkü ekosistemde canlılar her alemdendir ve çoğu besin temelini bitkilere dayandırır. Bazen insanlar “onların da canı yok mu derler?” bu yüzden tüm canlıların kurtarılması gerek gibi düşünülür. Halbuki onlardan kasıt hayvanlar ve onların canı derken kasıt hissedebilmeleridir. Yani bu strawman safsatası oluyor.
    2) Acı çekiyorlarsa vay Veganların (!) haline. Acaba ne kadarı doğru? Acı çektiklerini düşünsek bile hayvanlar bir tür sömürme makineleridir ve kilo aldırmak kolay değildir. Bu yüzden tüm tarımın %80 i besi hayvanlarına gider.https://youtu.be/NxvQPzrg2Wg
    Ancak yiyeceğimizin sadece %18’i hayvansal ürünlerden geliyor. Bu videoda anlatıyorlar.
    3) Benim de beklentim bu. Bitkiler acı çekmiyorsa sıkıntı yok. Ben hayatımın geri kalanında hayvanlara zarar vermeme yönündeyim. Belki denizanasının ne kadar acı çekeceğini veya çekip çekmeyeceğini konuşabilir ama seven, sevdiren, ağlayan, çocuklarına bakan, eş bulan, en önemlisi düşünen bir canlıya işkence etmek, etmese bile onu kullanmak, hatta öldürmek doğru değildir. Ayrıca kesilen bir kedi görsen ne kadar çıldıracağını ben de biliyorum, ama bunu pırasaya yapmayız.
    Verdiğim cevaplar umarım açıklayıcı olmuştur. Okuduğunuz için teşekkür ederim.

  4. 2. Açıklama birazcık eksik olmuş. Yani besinlerin %80’ini kullanıyorsunuz. Eğer bitkiler acı çekiyorsa -ki bence çekmiyorlar- siz bitkisel gıdaların %80’ini hayvanlara yediriyorsunuz. Sonra da bu hayvanları öldürüyorsunuz. Bir vegandan kat kat fazla acıyı midenize indiriyorsunuz. Bitkiler acı çekse de çekmese de kaybeden taraf et yiyenler oluyor. Bir diğer eklemek istediğim şey vejetaryenlik. Amerikada sanırım etin %11’i mandıra çiftliklerinden geliyor(Rotten(gıda suçları) belgeselinin sütün bedeli adlı bölümünden aldım) . Kapanan bir Mandıra çiftliği inekleri satıyor. Bunların bir kısmı et olarak dönüyor tabi. Peki ya erkek buzağılar onlara noluyor? Sonuçta sütleri yok. Tabi ki beslenip dana (!) kadar olunca doğru kesimhaneye… Veya horozlara noluyor? Bu tip sorular genelde erkeklerin kesildiğine dişilerin ise sömürüldükten sonra kesilmesine çıkar. Sonuç olarak vejetaryenlik eğer düşünüyorsanız vicdanınızı rahatlatmanın güzel bir yolu ancak doğru yolu değil.

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*